NEVBAHAR GÜLLERİM

NEVBAHAR GÜLLERİM
NEVBAHAR GÜLLERİM
NEVBAHAR GÜLLERİM
NEVBAHAR GÜLLERİM
NEVBAHAR GÜLLERİM
NEVBAHAR GÜLLERİM

Değerli okurlarım Türkiye’lim İstanbul’lu dostlarım. Bu gün köşemizde benim ilk göz ağrım ilk eserim GÜLDEREN KİTABIMDAN bir bukle ikram etmek istiyorum. Sizler hakikaten benim için gülsünüz, sümbülsünüz halı nakışı gibi lale ve çok sevdiğim erguvanlarımsınız. Anadolu’daki kardelenlerim, nevruzlarım, menekşelerimsiniz.

NEVBAHARLAR’da çicekler ve güllerle süslerdim bahçemi. Kocaman ağaçların gölgelerinde ektiğim mevsimlik çiceklerimi nasılda özenle severdim, konuşurdum, bazende içimi dökerdim onlara, dertleşirdim adeta. Sanki yaprakları bir ayrı canlı olurdu. Güllerimin bana baktıklarını bile görürdüm. Onlar benim mevsimlik  misafirlerimdi. Nede olsa Mekke’nin birkaç ay serin havasında bahçemi şenlendirip gideceklerdi kuru çöl sıcakları başlayınca.

Bir gün arkadaşlarımla muhabbet ederken konu çiçeklerden açılmıştı. Ne kadar da emek veriyorsun bir kaç ay sonra sıcaklara dayanamayıp kuruyup gidecek olan çiceklere... 

Evet Çiçekleri hep sevmişimdir. Gülleri, laleleri, erguvanları, leylakları, sümbülleri ve daha nicelerini… Çiçeklere baktıkça gönlüm şenlenirken çiçekleri kokladıkça ruhum güzelliklerle doluyor gibi hissederim kendimi. Helede bahar geldi mi  mekkenin çöl çicekleri  canlanırlar, sonrada veda ederlerdi saksılarda kalan kuru dallar toprağa dökülmüş tohumlar kalırdı. Ben ise mahsun, bir kaç arkadaşım (ben arkadaşlarım nur ve sevcan  birde benim kızlarım) hiç kaçırmayız  bahar havasını toplanırız bahçemde. Etrafımızda torunlarım kahkahalar atarlar, oyun oynarlar, gönül çelerler, aman koparma günah derim, derimde zaten solup gidecekler diye kendi ellerimle koparıp saçlarının aralarına serpiştiririm  çiçekleri. İşte böyle muhabbet ederken şimdi İstanbul’da olsaydık yol boyunca dikilmiş çiçeklerin arasından geçerken emirgan korusundaki rengarek laleleri görebilseydik diyede  hayıflanırız. Arkadaşımın biri benim hiç çiçeğim olmadı alıyorum kuruyorlar diyordu. 

Ben ise dalıp gitmiştim sultanahmetteki   rengarenk  binlerce lale halısını seyrederken bir yanımda ayasofya diğer tarafta sultan ahmet camii, ayasofyanın ardındaki topkapı sarayı biraz aşagasında   çocukluğumuzda hayvanat bahçesi bile olan şimdilerde lalelerle süslenmiş gülhane  parkı yol boyunca çiçeklerin arasından yürüyerek indiğim saray burnu. Kayaların üzerinde oturup denizi seyrederken biraz ilerde arkamı dönüp baktığımda gördüğüm barboros hayretin  heykeli. Güllerin bayağı açmış çiceklerin rengarenk nede hoş olmuş diyen bir sesle kendime gelmiştim. Adını ne koydun bu çiceğin Emiyra abla diyordu Sevcan. Hiç düşünmeden  çöl çiçeği dedim. Zaten öyle değil miydi, bir gün solup gitmeyecekmiydi? Dediğim gibi olmuştu, havalar ısınmaya başlayınca solup beni bırakıp gitmişlerdi. Olsun ömrüm olursa birdahaki baharlarda yine tohumları fidan olup dallanıp budaklanacak yine bahçemde güller çiçekler açacak. 

Ben hep kavurucu sıcaklardan sonra gelecek baharları bekleyerek  GÜLDÜREN olmanın şevkiyle yaşamaya devam edeceğim. Hiç pes etmeden zira emek vermek sabretmekti, ümit etmekti, hayal kurmaktı, vefaydı, istikrarlı olmaktı ve şükretmekti.

Çiçeklere olan düşkünlüğüm, çocukluk yıllarımda bahçeli bir evde yaşamamdan olsa gerek diye düşünüyorum. Hanımeli kokularıyla uyanmaktı sabahın erken saatlerinde ve ilkokula giderken birkaç hanımelini kulağımın arkasına koyarken önlüğümün cebinede atardım. Bahçe kapısından çıkarken bahçe duvarımızdan komşunun duvarını sarmış sarmaşıklara hayranlıkla bakardım.

Halen de çiçeksiz ve resimsiz bir yaşam alanının ruhsuz olduğunu düşünürüm. Çiçek derken sadece vazoya konanları kastetmiyorum. Birkaç saksı veya yeşillik de salonu canlandırır. Duvara asılan resimlerin mutlaka ünlü imzalar olması gerekmez. Zevkimize hitap eden bir suluboya dizisi, gravürler ve manzara resimlerini süsleyen kocaman vazolardki  gül resimleri veya bir kadın silüeti, sarı saclarına gelişi güzel takılmış pembe bir gül kulağının arkasında güzelliğine  güzellik  katan. 

Ne yapalım şimdilerde gülümüz yok ise gülderelim, güller ikram edelim, gül verelim gülümüz yok ise gülüverelim Daha ne olsun efendim şükretmek için bir sebebimiz daha oldu, malum güller solar  fakat gülümsemler asla. Seviniriz, güleriz bazen kızınca bile güleriz. Güller güzeldir gülen yüzümüz hiç solmasın.

Ben güllerimi solunca atmam hep kitaplarımın arasında kuruturum. Küçükken yatağımın altına koyardım, yatak ağır olur ve gül kuruduğunda incecik olurdu onlardan panolar yapardım. 

Sahi ya  biz güllerden oje bile yapardık, kendimizce gül esansı bile yapar şişeye koyar su doldurur güneşte bekletirdik. Gül reçeline ise beyılırdım, dedimya güllere hayranlığım çocukluğuma dayanıyormuş meğerse. 

Nereden bile bilirdimki;

 ÇÖLDE GÜL olup GÜLDEREN 

olacağımı. 

Anılarımı kaleme alacağımı güllere olan hayranlığımı, sizlerle beraberliğimi ziyadesiyle seviyorum. Güllerim, envai çiçeklerim çöl sıcağında mevsimlik bahçemi süsleyip gitselerde. ...

Sizler ile birlikte, sizin sayenizde  sayfalarımda canlı kaldıkları için sizlere müteşekkirim. 

Ömrümüz herdaim NEVBAHAR olsun

Gönül bahçemiz güllerle ve çiçeklerle dolsun.

KABENİN KOMŞUSU